OLD CITY - (ESKİ ŞEHİR - RODOS KALESİ)

Old City orta çağdan günümüze ayakta kalmış ve halen içinde yaşanan, en büyük ve en iyi korunmuş orta çağ şehiri örneğidir. UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesindeki kültürel varlıklardan biri ilan edilmiştir.Eski şehir toplam altı kapıdan girilen tamamı ayakta ve sağlam vaziyetteki yaklaşık  4 Km uzunluğundaki surlarla çevrili bir bölgenin içindeki yapılardan oluşur. 

Old City Şövelyeler , Türk ve Musevi Mahalleleri  olarak üç bölgeye ayrılmıştır.Old Citye de dolaşır iken,sövelyelere ait binalara, savunma amacı ile inşa edilen hendek ve siperlerle çevrilmiş kumtaından yapılmış kale surlarına,saraylarına,camilerine, kliiselerine hayran kalmamak elde değildir.  

Ziyaret edilmesi önerilen yerler Şövelyeler Bölgesindeki Büyük Üstad Sarayı, Arkeoloji Müzesi ve Şövelyeyler Sokağı olarak özetlenebilir. Şövelyeler Sokağı 600 metre uzunluğunda sağlı sollu çeşitli Milletlerden gelen Rodos şövelyeleri tarafından kullanılan hanların yer aldığı Orta Çağdan kalma taşların döşeli olduğu sokaktır

Street of Knights
Street of Knights

Bizce Old Town gezisi , yanlızca ana caddeleri ve meydanları  veya bir kaç büyük anıtı görerek bitirilmemelidir. Buranın en güzel tarafı dar gizemli sokaklarına girip çıkılarak , kaybolmayı bile göze alarak  orta çağdan günümüze  gelen sokakların içerisinden geçilerek vakit kaygısı olamadan yapılacak bir gezi ile yaşanabilecektir. 

Bu dar ve çoğu isimsiz sokaklarda dolaşırken, zaman zaman , evlerinin önünde oturan Rodos Türkleri ile karşılaşma ve konuşma şansına da sahip olabilirsiniz. Bu gezi sırasında esasen kaybolmanıza da imkan yoktur. Etrafı tarihi kale surları ile çevrili bir mekanda eninde sonunda bir ana caddeye veya ıssız bir sokakda olsanız bile. ana caddenin ne tarafta  olduğunu sorabileceğiniz birine denk geleceğiniz kesindir.Ne tarafa gideceğinize  karar veremediğiniz durumda ana cadde denebilecek  Socratous Sokağını sorarsanız,merkeze oluşmış olursunuz.  

Old City nin içinde Osmanlı hakimiyeti döneminden kalma,camiler, çeşmeler evler ve sair evler hiç beklemediğiniz bir anda önünüze çıkıverecektir.Bunların en önemlisi, Kanuni Sulten Süleyman Camisidir. Yine Osmanlı döneminde 1800 laü yıllarda inşa edilen Saat kulesi muhteşem manzarası ile ziyeret edilmesi gereken bir başka yerdir. 

Muhteşem Sultan Süleyman Camii
Muhteşem Sultan Süleyman Camii

Rodos  1309 yılında,  Kudüsün Müslümanların eline geçmesinden sonra Kudüs' ü terk etmek zorunda kalan Saint John Şövalyeleri'nin hakimiyetine girmiştir. Sonraki yıllarda bu Şövelyeler Rodos Şövelyeleri namı ile anılmışlardır. 1522 de Kanuni Sultan Süleyman 'ın tarafından fetih edildiği tarihe kadar Rodos Şövalyeleri tarafından yönetilmiştir, Bu dönemde Rodos, hristiyanlığın bölgedeki islama karşı tek fakat güçlü kalesi haline gelmiştir. 

 

Rodos şövalyeleri aslında  hastalara fakir ve düşkünlere bakım ve yardım  amacı ile kurulmuş bir  tarikat yapılanmasından ortaya çıkmıştır. Şövelyelere  Kudus'te iken hasta bakıcı da (hostpitaliers) deniliyordu. Fransız,İtalyan, İngiliz,Alman Provans, İspanyol ve Auvergne (Fransanın bir bölgesi)  milletlerine mensup 7 farklı bölükğe (ocak)  ayrılmış  şövelye teşktilatı, Rodos Şehri surlarının perde (curtain) olarak adlandırılan 7 farklı bölgesini savunmakla görevli idi.   Şövelyeler,Rodos adasını ele geçiridikten sonra kutsal amaçlarından uzaklaşıp, korsanlığa başlamışlardır. Orta Çağ şövelyelik ruhu ile manastır düzenine göre yaşayan şövalyeler ,"doğruluk, tevazuu ve itaat" den oluşan üç yeminlerine sadık kalmalarının yanında, müslümanları da ezeli düşmanları  olarak görmüşlerdir. Rodos şövelyeleri 1415'de Anadolu'daki Bodrum kıyılarını işgal ederek, bölgenin en iyi korunan kalelerinden biri olan Bodrum Kalesini de inşa etmişlerdir. Yaşam boyu hizmet etmek üzere kendilerinin seçtikleri  "Grand Maitre" ismi ile anılan büyük üstad tarafından idare edilen bir yapılanması olan  şövelyeler, zaman içerisinde  esir ticareti yapan,sonsuz servet ve hırs düşkünü maceraperest ve cüretkarlar topluluğu  haline gelmişlerdir. 

 

Old City hristiyanlığın ile müslümanlığın ve batı ile doğu medeniyetlerinin bir arada görülebildiği ender yerlerden biri olduğundan, burayı dolaşmak ve keşfetmek için uzunca bir zaman ayrılmasını öneririm.

 

 

Old City nin ikinci özelliği ise yeme içme ve alışveriş cennetini,tarihi surları içerisinde  barındırmasıdır. Rodos merkezinin en meşhur ve güzel restoranları,barları ve dükkanları bir çoğu orta çağdan kalma yapılarda hizmet vermektedir. Bu nedenle, Rodos Şehir Merkezinde bir akşam'ın Old City ziyareti olmaksızın  geçirilmesine imkan yoktur dersek abartmış olmayız.