GENEL BİLGİ

 

Kalymnos Dodekanez (12 Adalar) grubunun Rodos ve Kos ’tan sonraki dördüncü sırada coğrafi büyüklüğe sahip, Bodrum Yarımadasının tam karşısında, Kos ile Leros adaları arasındaki, yaklaşık 111 km2 büyüklüğünde,  17.000 kişinin yaşadığı bir adadır. Kalymnos Osmanlı’lar tarafından Kilimli ve Kelemez isimleri ile anılmıştır Yaz aylarında  hemen karşı kıyısındaki Kos Adasını ziyaret edenlerle kıyaslanmayacak derecede az olmakla birlikte, Ada’ nın misafir sayısı oldukça yüksek rakamlardadır.

 

 

Kalymnos Dodekanez (12 Adalar) grubunun Rodos ve Kos ’tan sonraki dördüncü sırada coğrafi büyüklüğe sahip, Bodrum Yarımadasının tam karşısında, Kos ile Leros adaları arasındaki, yaklaşık 111 km2 büyüklüğünde,  17.000 kişinin yaşadığı bir adadır. Kalymnos Osmanlı’lar tarafından Kilimli ve Kelemez isimleri ile anılmıştır Yaz aylarında  hemen karşı kıyısındaki Kos Adasını ziyaret edenlerle kıyaslanmayacak derecede az olmakla birlikte, Ada’ nın misafir sayısı oldukça yüksek rakamlardadır.

 

Kalymnos adasına ulaşım seçenekleri oldukça fazladır. Yaz aylarında haftanın bir iki günü Bodrum’dan Kalymnos’a direk tekne seferleri yapılmaktadır. Bunun yanında, haftanın her günü, Dedekonisos Seaways tarafından işletilen katamaranlar ile Kos ve Rodos adaları üzerinden Kalymnos ‘a ulaşmak mümkündür. Yine Kos Adası’nın Mastihari Limanından kalkan tekneler yaz aylarında günde iki-üç kez Kalymnos Adası’ na seferler yapmaktadır. Bunlar, Anem Ferries isimli yerel gemi  şirketi tarafından çalıştırılan iki tekne ve Kalymnos Star isimli tekneler ile gerçekleştirilir.Aynı şekilde Atina’dan haftanın iki günü Atina Pire Limanından kalkan büyük yolcu gemileri ile Kalymnos’ a gitmek imkanı vardır.

 

Mitoloji ‘ye göre Uranus ve Gaia’nın oğullarından biri olan Kalydnos, çocuklarının kendisini tahtından uzaklaştıracağına inanan babası Uranis tarafından dünyanın sonu olan Tartarus’a atılmak istenirken bir toprak parçasına düşmüş ve buraya Kalydnos’un Adası ismi verilmiştir. Adaya yukarıdan baktığımızda ki büyük tepe ve vadi görüldüğünden, bunların Kalydnos’un bacaklarını simgelediği söylenmektedir. Efsanelerde Kalydnos’ un Hades’in tanrılarından biri olduğu söylenmesine rağmen,buna ilişkin hiçbir kanıt bulunamamıştır.

 

 

Tilos’un tarihi de diğer Dodokanez (12 Adalar) adalarından farklı değildir. Karyalılar, Doryalılar sonrasında Romalılar tarafından yönetilmiş 10.yy da Türklerin akınlarına uğramış, 14.yy Saint John Şövelyeleri’ nin yönetimine girmiştir. 1522 de Türkler tarafından alınan Ada, 1912 den İtalyanın teslim olduğu tarihe kadar   İtalyan’ lar tarafından yönetilmiş, İtalyanların teslim olmasından sonra İngiliz yönetimine geçmiştir.  Sonrasında da 1947 yılında Yunanistan  a bağlanmıştır.

 

Homer, adalıların Truva Savaşına  diğer adalarla birlikte 30 gemi göndererek katıldığını ifade etmiştir. Bir başka söylence ise Kalydnos isminin kalo= güzel-hoş ve ydna=su terimlerinin birleşmesi ile güzel sular adasını ifade ettiğidir.

 

 

Kalymnos ,  sünger avcılarının adası olarak  tanınmıştır. Adanın sakinleri tüm Ege denizinde sünger avcılığı faaliyetlerini yürütmüşler, Akdeniz ve Kuzey Afrika kıyılarındaki  doğal sünger üretimi ve ticaretinde  de tek söz sahibi olmuşlardır. 1980 li yılların başında ,Doğu Akdeniz havzasındaki tüm süngerler bilinmeyen bir hastalık nedeni ile telef olduğundan, bu tarihten sonra sünger ticareti sona ermiştir. Bugün adada satılan süngerlerin tamamı Akdeniz dışından getirilen ürünlerden elde edilmektedir.

 

Kalymnos ‘dan 20.yy başlarında ABD ve Avustralya büyük sayıda insan göç etmek zorunda kalmıştır. 1925 de ada nufusünün 25.000 ,günümüzde komşu adalarla birlikte 17.000 olduğu dikkate alındığında , büyük bir göç dalgasının yaşandığı görülecektir.

Kalymnos halkı ile ilgili bir diğer ilginç bilgi ise, Yunan Ordodoksu olan yerel halkın, Yunan Klisesi’ne değil, İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı olmalarıdır

Yunanlılar, Paskalya bayramını genelde  havai fişek atarak kutlarlar. Ancak, Kalymnos da bu gelenek yerini dinamit lokumlarının yüksek kayalık yamaçlarından atılarak patlatılması haline dönüşmüştür. İkinci Dünya Savaşından sonra işgalci Almanların bırakıp gittikleri  cephanelerin kullanılmaya başlanması ile bunun gelenek haline geldiği söylenmektedir. Nisan ayındaki paskalya bayramından bir kaç gün önce yüksek tepelerden dinamit lokumlarının atılması ile başlayan kutlamalar, paskalya bayramı sonuna kadar devam eder